II. Uluslararası İslâm Tarihi ve Medeniyetinde Şanlıurfa Sempozyumu
“Osmanlı Belge ve Kaynaklarında Urfa” "10-12 MART 2017" "YER: GAPTEM"



ÜNİVERSİTEMİZDE YAYINLANAN HABER İÇİN TIKLAYINIZ.
 

A. Düzenleyenler
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi
Türk Tarih Kurumu
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
İslâm Tarihçileri Derneği
Ensar Vakfı Şanlıurfa Şubesi
           
B. Sempozyum Tertip Heyeti
Prof. Dr. Kasım Şulul (Harran Üniversitesi-Tertip Heyeti Başkanı)
Prof. Dr. Mehmet Şeker (Uşak Üniversitesi - İslâm Tarihçileri Derneği Bşk.)
Prof. Dr. Murat Akgündüz (Harran Üniversitesi)
Doç. Dr. Mehmet Emin Üner (Harran Üniversitesi)
Yrd. Doç. Dr. Ömer Sabuncu (Harran Üniversitesi)
Suphi Çiçek (Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Kütüphaneler Şube Müdürü)
 
            C. Sempozyumun Amacı ve Konusu
            Bilindiği gibi Tevhid inancını esas alan İslâm Medeniyeti, birçok medeniyetin varlığını sürdürdüğü bir bölgede doğmuş ve yayılmıştır. Nitekim kadim Mısır, Grek ve Sasani medeniyetlerinin yaşadığı coğrafya, İslâm Medeniyeti’nin de yayıldığı alandır. İslâm Medeniyeti’nin bu medeniyetlerden etkilendiği bilinmektedir. Müslümanlar bu eski uygarlıkların tarihte iz bırakmış şahsiyetlerini tanıyarak eserlerini Arapçaya çevirmişler ve bunları yenileyerek İslâm Medeniyeti’ne mal etmişlerdir. Müslümanlar aynı zamanda bu eserlere kendi damgalarını vurmuşlardır.
Miladi VII. yy. dan XIV. yy.’a kadar hem Avrupa’nın hem Önasya’nın en medeni ve ileri ülkelerinin İslâm Medeniyeti coğrafyasındaki memleketler olduğu görülmektedir. Bu dönemde Irak’tan Endülüs’e, Türkistan’dan Anadolu’ya kadar gelişen ilim ve edebiyat, sanat ve ticaret sayesinde zengin şehirlerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu şehirler, yoğun bir bilimsel ve kültürel hayatın merkezi olmuşlardır ve dünyanın her yerinde yetişen âlimleri ve sanatkârları kendilerine çekmişlerdir.
İslâm tarihçileri ve coğrafyacılarına göre Nuh Tufanı’ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yerleşim merkezlerinden biri olan Urfa, İslâm Medeniyeti tarihinde de önemli bir şehir olma özelliğini korumuştur.
            Şehir Hz. Ömer zamanında sahâbe İyâz b. Ganm tarafından fethedildi (18/639). Urfa, Emevîler devrinde, Harran ve Samsat’la beraber bir vilâyet haline getirildi (67/686-87). Abbâsîler döneminde, Hârûnürreşîd bir ara Urfa’ya geldi ve şehirde bir süre kaldı. Bizanslılar 348’de (959) Urfa önlerine kadar geldiler. 361 Muharrem’inde (Ekim-Kasım 971) Bizans ordusu, Urfa’ya girerek şehri yağmaladı ve tahrip etti. Sultan Melikşah Emîr Bozan’ı Urfa’nın fethiyle görevlendirdi ve şehir üç ay süren şiddetli bir kuşatmanın ardından fethedildi (Zilhicce 479/Mart 1087). Melikşah, Emîr Bozan’ı Urfa ve Harran’a vali tayin etti.
            Urfa, Selçuklu hakimiyeti ile birlikte uzun yıllar beklediği huzur ve sükûna tekrar kavuştu. Selçuklular, Haçlı saldırılarına karşı da bölgeyi ve Urfa’yı savundu.
            10 Mart 1098’de, Baudouin de Boulogne şehre hâkim olup Urfa Haçlı Kontluğu’nu kurdu. Franklar’ın Bizans’la aralarının açıldığı, Urfa ve Antakya’daki Haçlıların birbirlerinden nefret etmelerinin oluşturduğu uygun bir ortamda, Musul ve Halep’te hüküm süren İmâdüddin Zengî, Haçlı Kontu II. Joscelin’in şehirden ayrılmasını fırsat bilerek Urfa’ya geldi ve dört hafta kadar süren kuşatmadan sonra şehre girdi (26 Cemâziyelâhir 539 / 24 Aralık 1144). Bu fetih, II. Haçlı Seferi’nin başlıca sebebi oldu.
            Urfa, Yavuz Sultan Selim döneminde, Osmanlı tapraklarına katıldı (1516) ve  Piri Bey’in idaresine verildi. Urfa, Osmanlı döneminde, sırasıyla Diyarbekir, Rakka ve 1867’de ise Halep eyaletlerine bağlanmıştır. Urfa, Rakka eyaletine bağlı olduğu dönemde “Paşa Sancağı” statüsü kazandı.
            Urfa Mart 1919’da İngilizler, yedi ay kadar sonra da Fransızlar tarafından işgal edildi. 7 Şubat 1920’de işgal güçlerine karşı halk ayaklandı. Çarpışmalar neticesinde 10 Nisan 1920’de Fransızlar antlaşma şartlarıyla Urfa’yı boşaltmayı kabul ettiler ve ertesi gün şehri terkettiler. Urfa, Cumhuriyet döneminde vilâyet merkezi oldu.  12 Haziran 1984’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Urfa’ya “Şanlı” unvanı verildi.
            Mart 2016’da birincisi tertip edilen “Uluslararası İslâm Tarihi ve Medeniyetinde Şanlıurfa Sempozyumu”nun ikincisinin konusu: “Osmanlı Belge ve Kaynaklarında Urfa” olarak tespit edilmiştir ve Şanlıurfa’da Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde yapılması kararlaştırılmıştır.
Sempozyumun amacı, Osmanlı belge ve kaynaklarına göre Urfa’nın son 400 küsur yıllık dini, kültürel, ekonomik ve sosyal tarihine ışık tutarak Urfa’nın gelişimine katkı sunmaktır. Başka bir amaç da Urfa konusunda çalışan ilim adamlarını teşvik etmek ve desteklemektir. Ayrıca şehir hakkında geniş bir ilmî literatür oluşturmaktır.

AYET VE HADİS

هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ  لَا يَعْلَمُونَ


"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!" (Zümer 9)
 
مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَطْلُبُ بِهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ طَرِيقًا إِلَى الجَنَّةِ

"İlim talebiyle yola koyulan kimseye Allah Teâlâ, cennete ulaştıracak yolu kolaylaştırır. (Buhari, İlim, 10)

YENİ ÇIKANLAR